Bundan tam 10 yil önceydi… Çalisma arkadaslarimiz Bora Han
ve Ilkay’i talihsiz bir trafik kazasi sonucu kaybetmistik. Ölüm yildönümlerinde
(16 Temmuz 2000) GeoCAD ailesi olarak arkadaslarimizi rahmetle anarken Bora
Han’in hayata dair bir yazisini sizlerle paylasmak isteriz:

DOGAÇLAMA
Sevgi Üzerine:
Bir gün bir arkadasim, birisine seni seviyorum demek senin
sevgine ihtiyacim var demek aslinda demisti. Evet dogru tespit aslinda. Ama bir
eksigi var bence. Ama insanin sevilmeye oldugu kadar sevmeye de ihtiyaci vardir.
Sana birkaç kere seni sevdigimi söylemistim. Neye
dayanarak söyledim bilemiyorum ama, aslinda seni sevmek istiyorum demeliydim ve
ben seni seviyorum galiba.
Bosver gitsin.
Sanat Üzerine:
Sanatin ne oldugu muglak bir konu. Herkesin kendine göre
bir sanat anlayisi var. Bana göre de sanat gerçegin gerçekçi bir taklidini yapma
ugrasidir. Sanatçi da herkesin yapamadigini yapamayan insandir. Ama bazen bu
düsüncem degisiyor. Mesela sana bakinca,”Ulan iste gerçek sanat bu. Bu güzelligi
vücuda getiren yaratici da gerçek sanatçidir” diyorum kendi kendime. Diyorum
demesine ama bir ise yaramiyor.
Bilim Üzerine:
Bilim de bir sanattir aslinda. Bir sanatçi dogan günese,
açan çiçege, güzel olan bir seye baktiginda heyecanlanir ama onu heyecanlandiran
günesin neden dogup battiginin, bir tohumun nasil olup da çiçege dönüstügünün,
güzel olan bir seye o güzelligi neyin verdiginin merakidir.
Sanat ve bilim beni de heyecanlandirir. Mesela sen bende
bir cosku uyandiriyorsun. Ayni sekilde ondalik sistemde rasyonel olan bir
sayinin ikilik sistemde irrasyonel olabilecegini ögrenmek de bende bir heyecan
uyandiriyor. Ama Tanri bana bilim ve sanat karsisinda heyecanlanacak ilgiyi
verdigi halde bunlari üretecek yetenegi vermemis galiba. Napalim bizde
seyretmenin zevkiyle yetiniriz.
Din Üzerine:
Din konusundaki düsüncelerim biraz karisiktir aslinda. Bu
konuda Ömer Hayyam’in felsefesini benimserim. Hayyam’i birçok kisi ateist bir
sair olarak bilir ama bu yanlistir. Hayyam sair olmasinin yani sira iyi bir
matematikçi ve astronomdur. Ateist de degildir. Bak adam ne demis:
Kimsenin yasan çignemedi ki, söyle
Günahsiz bir ömrün tadi ne ki, söyle
Yaptigim kötülügü kötülükle cezalandiracaksan sen
Sen ile ben arasinda ne fark kalir ki, söyle
Böyle bir seyi çok üstün bir zeka yazabilir ancak. Bunlari
söyleyen adam ayni zamanda “Ben asla bir olani iki etmedim. Allah’a inanmasaydim
O’na hitap ederek yazar miydim hiç? Baktigim her seyde, gökyüzündeki
yildizlarda, sayilar arasindaki iliskilerde, güzel olan her seyde yaraticinin
yüceligini ve güzelligini buldum ben “demistir.
Ölüm Üzerine:
Uzunca bir süre uzak dursun yeter. Bir gün yakamiza
yapisacak zaten. Bilmedigimiz bir yönden belki yavas belki hizli, belki sinsi
belki de aleni bir sekilde yaklasiyor nasil olsa.
Rüyalar Üzerine:
Su rüyalar çok ilginç oluyor. Aydin’a giderken otobüste çok
ilginç bir rüya gördüm: Delinin birisi seni Manisa’nin bilmedigim bir köyüne
kaçirmis. Delinin niyeti nedir bilmiyorum. Sen deliden kurtulmaya çalisiyorsun,
kaçiyorsun. O da abuk sabuk çigliklar atarak pesinden kosuyor. Kisa bir
kovalamadan sonra seni yakaliyor. Tam o sirada ben ortaya çikiyorum. Elimde
vahsi hayvanlari bayiltmak için kullanilan tüfeklerden var. Bununla deliyi
vurarak saf disi birakiyorum. Seni kucakladigim gibi bir pikaba bindiriyorum ve
son sürat oradan ayriliyoruz. Tam ana yola çikmak üzereyken birden pikabin arka
cami patliyor ve delinin kolu içeri girerek boynuma dolaniyor. Siçrayarak
uyandim. Camdan disariya baktim, otobüs Manisa’ya girmek üzere. Garip bir rüya.
Ne anlatmak istiyor acaba?
Agaçlar Üzerine:
Yeni bir sonbahar daha geliyor. Tabiat tekrar dirilebilmek
için kendisini öldürmeye hazirlaniyor. Agaçlarin yapraklari hafiften sararmaya
baslamis durumda.
Insanlari agaçlara benzetiyorum. Agacin kalin olan gövdesi
hayat boyunca insanin yapmak zorunda oldugu seyleri simgeliyor. Dallari ve
yapraklari ise o insanin iç dünyasini ve duygularini simgeliyor. Dallari ne
kadar genis yapraklari ne kadar çoksa iç dünyasi da o kadar zengindir. Kimi
insan kavak agaci gibidir. Öylece uzayip gider. Dallariyla gövdesi ayirt
edilemez. Bunlar genellikle basit ve siradan insanlardir. Kimisi de sögüt agaci
gibidir. Dallari alabildigine genis yapraklari sayilamayacak kadar çoktur.
Bunlar genellikle sanatçi ruhlu insanlardir. Beni mi soruyorsun? Ben henüz bir
tohumum daha. Filizlenecek verimli bir toprak bulamadim henüz. Birde bazi
insanlar vardir ki bunlarda ayrik otu gibidir. Bulunduklari zeminin her tarafina
yayilirlar, hirsli ve gerçekçi insanlardir ama maalesef bir yükseklikleri yoktur
bunlarin. Isin garibi bu tipler bu durumdan hiçbir zaman rahatsizlik duymazlar.
Sanirlar ki bir gün onlar da yükselecekler. Sanirlar ki bir gün onlarda sadece
topragin degil gökyüzünün de bir parçasi olacaklar. Zavallilar, anlamazlar ki
onlar birer ottur. Onlarin topraktan ayrilmalari ancak bir inek onlari yerse
mümkün olabilir. Ve bu inek siçtigi vakit aci bir sekilde tekrar topraga
dönerler.
Ask Üzerine:
Bu konuda ben yeteri kadar sey söyledim saniyorum. Birazda
sen söyle bakalim, nedir ask? Sana yazmama, seni düsünmeme, seni önemsememe,
sana deger vermeme ve hatta bazen sana öfkelenmeme neden olan sey nedir, sen
söyle? Yok mu söyleyecek bir seylerin?
Eger ben sana … degilsem, su dünyanin görüp görecegi en
büyük palavraci benim o zaman. (Fill in the blank. Ten point)
Bana Dair:
Kendimden bahsetmeyi pek sevmem demistim ama sana kendimle
ilgili gereginden fazla sey anlattim simdiye kadar. Daha önce de dedigim gibi
ben zeki bir geri zekaliyim. Zekiyim çünkü öyle yaratilmisim. Geri zekaliyim
çünkü senin duyarsizligin geri zekaliymisim hissettiriyor. Gerçekten öyle miyim
yoksa sen mi duyarsizsin. Yoksa… Sen söyle.
Su anda koltukta oturmus sana yazan adam, yani ben;
aslinda düsüncelerimin ayakliginda dolu dizgin kosmaktayim su anda. Sen ne
bekliyorsun?
Sana Dair:
Sen var ya sen; yaratilmislar içinde en mükemmel olanisin.
Abarttigimi söyleyeceksin yine. Olabilir… Abartmam bunun böyle olmasini
degistirmez. Abartan benim, neden olan da sensin.
Senle ben bir cümleyiz. Sen öznesini olusturuyorsun ben de
yüklemini.
“Sana Dair” basligi altinda pek bir sey yazmama gerek yok.
Bütün yazdiklarim sana dair seyler zaten.
Ayçiçekleri Üzerine: (Ne alaka?)
Ayçiçegi tarlasi gördün mü sen hiç? Garip bir bitkidir
ayçiçegi. Gün boyunca günesin konumuna göre hareket eder, günes ne taraftaysa
basi da o tarafa döner. Düsünsene sari taçlar takinmis binlerce yesil kafa bütün
gün günesi gözetliyor. Acaba Günes bu durumdan rahatsiz olmuyor mu hiç?
Güzellige Dair:
Nedir güzellik? Sen güzelsin. Gerçekten. Ama diger yandan,
eger bütün insanlar kör olmus olsaydi ya da dünya karanlik bir gezegen olsaydi
bildigimiz anlamdaki güzelligin ne anlami kalirdi? Bu nedenle beni et, kemik ve
saç gibi örtülerin sarmaladigi içerdeki öz yani düsünce ve zeka yani ruh daha
çok ilgilendirir. Ama fiziksel yapi da önemlidir. Soyut olani hissedebilmenin
yolu somut yapidan geçer sonuçta.
Bu Yaziya Dair:
Ben artik yazmak istemiyorum ya! Yaninda olmayi ve yanimda
olmani istiyorum. Konusmak ve duymak istiyorum. Hissetmek ve hissedebilmek
istiyorum. Baska seylerde istiyorum ama bos ver kizarsin simdi.
Yahu bir düsünsene sen varsin, ben varim, yola çikmis
gelmekte olan neseli günler var.
Ne duruyorsun?
Muck!(Bir kez daha öpüldünüz)