www.geocad.com.tr yeni sistemi ile hizmetinizdedir.
ANASAYFA<
Tanıtım

Ürünlerimiz
:: GeoCAD

Ziyaretçi Köşesi

Site İçi Arama

gri.gif (47 bytes)

17.7.2010 0:0

Bora Han ve Ilkay'siz 10. Yil…


Bundan tam 10 yil önceydi… Çalisma arkadaslarimiz Bora Han ve Ilkay’i talihsiz bir trafik kazasi sonucu kaybetmistik. Ölüm yildönümlerinde (16 Temmuz 2000) GeoCAD ailesi olarak arkadaslarimizi rahmetle anarken  Bora Han’in hayata dair bir yazisini sizlerle paylasmak isteriz:

DOGAÇLAMA

 Sevgi Üzerine:

 Bir gün bir arkadasim, birisine seni seviyorum demek senin sevgine ihtiyacim var demek aslinda demisti. Evet dogru tespit aslinda. Ama bir eksigi var bence. Ama insanin sevilmeye oldugu kadar sevmeye de ihtiyaci vardir.

 Sana birkaç kere seni sevdigimi söylemistim. Neye dayanarak söyledim bilemiyorum ama, aslinda seni sevmek istiyorum demeliydim ve ben seni seviyorum galiba.

 Bosver gitsin.

 Sanat Üzerine:

Sanatin ne oldugu muglak bir konu. Herkesin kendine göre bir sanat anlayisi var. Bana göre de sanat gerçegin gerçekçi bir taklidini yapma ugrasidir. Sanatçi da herkesin yapamadigini yapamayan insandir. Ama bazen bu düsüncem degisiyor. Mesela sana bakinca,”Ulan iste gerçek sanat bu. Bu güzelligi vücuda getiren yaratici da gerçek sanatçidir” diyorum kendi kendime. Diyorum demesine ama bir ise yaramiyor. 

Bilim Üzerine:

Bilim de bir sanattir aslinda. Bir sanatçi dogan günese, açan çiçege, güzel olan bir seye baktiginda heyecanlanir ama onu heyecanlandiran günesin neden dogup battiginin, bir tohumun nasil olup da çiçege dönüstügünün, güzel olan bir seye o güzelligi neyin verdiginin merakidir.

 Sanat ve bilim beni de heyecanlandirir. Mesela sen bende bir cosku uyandiriyorsun. Ayni sekilde ondalik sistemde rasyonel olan bir sayinin ikilik sistemde irrasyonel olabilecegini ögrenmek de bende bir heyecan uyandiriyor. Ama Tanri bana bilim ve sanat karsisinda heyecanlanacak ilgiyi verdigi halde bunlari üretecek yetenegi vermemis galiba. Napalim bizde seyretmenin zevkiyle yetiniriz.

 Din Üzerine:

Din konusundaki düsüncelerim biraz karisiktir aslinda. Bu konuda Ömer Hayyam’in felsefesini benimserim. Hayyam’i birçok kisi ateist bir sair olarak bilir ama bu yanlistir. Hayyam sair olmasinin yani sira iyi bir matematikçi ve astronomdur. Ateist de degildir. Bak adam ne demis:

Kimsenin yasan çignemedi ki, söyle

Günahsiz bir ömrün tadi ne ki, söyle

Yaptigim kötülügü kötülükle cezalandiracaksan sen

Sen ile ben arasinda ne fark kalir ki, söyle

 Böyle bir seyi çok üstün bir zeka yazabilir ancak. Bunlari söyleyen adam ayni zamanda “Ben asla bir olani iki etmedim. Allah’a inanmasaydim O’na hitap ederek yazar miydim hiç? Baktigim her seyde, gökyüzündeki yildizlarda, sayilar arasindaki iliskilerde, güzel olan her seyde yaraticinin yüceligini ve güzelligini buldum ben “demistir.

 Ölüm Üzerine:

Uzunca bir süre uzak dursun yeter. Bir gün yakamiza yapisacak zaten. Bilmedigimiz bir yönden belki yavas belki hizli, belki sinsi belki de aleni bir sekilde yaklasiyor nasil olsa.

 Rüyalar Üzerine:

Su rüyalar çok ilginç oluyor. Aydin’a giderken otobüste çok ilginç bir rüya gördüm: Delinin birisi seni Manisa’nin bilmedigim bir köyüne kaçirmis. Delinin niyeti nedir bilmiyorum. Sen deliden kurtulmaya çalisiyorsun, kaçiyorsun. O da abuk sabuk çigliklar atarak pesinden kosuyor. Kisa bir kovalamadan sonra seni yakaliyor. Tam o sirada ben ortaya çikiyorum. Elimde vahsi hayvanlari bayiltmak için kullanilan tüfeklerden var. Bununla deliyi vurarak saf disi birakiyorum. Seni kucakladigim gibi bir pikaba bindiriyorum ve son sürat oradan ayriliyoruz. Tam ana yola çikmak üzereyken birden pikabin arka cami patliyor ve delinin kolu içeri girerek boynuma dolaniyor. Siçrayarak uyandim. Camdan disariya baktim, otobüs Manisa’ya girmek üzere. Garip bir rüya. Ne anlatmak istiyor acaba?

 Agaçlar Üzerine:

Yeni bir sonbahar daha geliyor. Tabiat tekrar dirilebilmek için kendisini öldürmeye hazirlaniyor. Agaçlarin yapraklari hafiften sararmaya baslamis durumda.

Insanlari agaçlara benzetiyorum. Agacin kalin olan gövdesi hayat boyunca insanin yapmak zorunda oldugu seyleri simgeliyor. Dallari ve yapraklari ise o insanin iç dünyasini ve duygularini simgeliyor. Dallari ne kadar genis yapraklari ne kadar çoksa iç dünyasi da o kadar zengindir. Kimi insan kavak agaci gibidir. Öylece uzayip gider. Dallariyla gövdesi ayirt edilemez. Bunlar genellikle basit ve siradan insanlardir. Kimisi de sögüt agaci gibidir. Dallari alabildigine genis yapraklari sayilamayacak kadar çoktur. Bunlar genellikle sanatçi ruhlu insanlardir. Beni mi soruyorsun? Ben henüz bir tohumum daha. Filizlenecek verimli bir toprak bulamadim henüz. Birde bazi insanlar vardir ki bunlarda ayrik otu gibidir. Bulunduklari zeminin her tarafina yayilirlar, hirsli ve gerçekçi insanlardir ama maalesef bir yükseklikleri yoktur bunlarin. Isin garibi bu tipler bu durumdan hiçbir zaman rahatsizlik duymazlar. Sanirlar ki bir gün onlar da yükselecekler. Sanirlar ki bir gün onlarda sadece topragin degil gökyüzünün de bir parçasi olacaklar. Zavallilar, anlamazlar ki onlar birer ottur. Onlarin topraktan ayrilmalari ancak bir inek onlari yerse mümkün olabilir. Ve bu inek siçtigi vakit aci bir sekilde tekrar topraga dönerler.

 Ask Üzerine:

Bu konuda ben yeteri kadar sey söyledim saniyorum. Birazda sen söyle bakalim, nedir ask? Sana yazmama, seni düsünmeme, seni önemsememe, sana deger vermeme ve hatta bazen sana öfkelenmeme neden olan sey nedir, sen söyle? Yok mu söyleyecek bir seylerin?

Eger ben sana … degilsem, su dünyanin görüp görecegi en büyük palavraci benim o zaman. (Fill in the blank. Ten point)

 Bana Dair:

 Kendimden bahsetmeyi pek sevmem demistim ama sana kendimle ilgili gereginden fazla sey anlattim simdiye kadar. Daha önce de dedigim gibi ben zeki bir geri zekaliyim. Zekiyim çünkü öyle yaratilmisim. Geri zekaliyim çünkü senin duyarsizligin geri zekaliymisim hissettiriyor. Gerçekten öyle miyim yoksa sen mi duyarsizsin. Yoksa… Sen söyle.

 Su anda koltukta oturmus sana yazan adam, yani ben; aslinda düsüncelerimin ayakliginda dolu dizgin kosmaktayim su anda. Sen ne bekliyorsun?

Sana Dair:

Sen var ya sen; yaratilmislar içinde en mükemmel olanisin. Abarttigimi söyleyeceksin yine. Olabilir… Abartmam bunun  böyle olmasini degistirmez. Abartan benim, neden olan da sensin.

Senle ben bir cümleyiz. Sen öznesini olusturuyorsun ben de yüklemini.

“Sana Dair” basligi altinda pek bir sey yazmama gerek yok. Bütün yazdiklarim sana dair seyler zaten.

Ayçiçekleri Üzerine: (Ne alaka?)

Ayçiçegi tarlasi gördün mü sen hiç? Garip bir bitkidir ayçiçegi. Gün boyunca günesin konumuna göre hareket eder, günes ne taraftaysa basi da o tarafa döner. Düsünsene sari taçlar takinmis binlerce yesil kafa bütün gün günesi gözetliyor. Acaba Günes bu durumdan rahatsiz olmuyor mu hiç?

Güzellige Dair:

Nedir güzellik? Sen güzelsin. Gerçekten. Ama diger yandan, eger bütün insanlar kör olmus olsaydi ya da dünya karanlik bir gezegen olsaydi bildigimiz anlamdaki güzelligin ne anlami kalirdi? Bu nedenle beni et, kemik ve saç gibi örtülerin sarmaladigi içerdeki öz yani düsünce ve zeka yani ruh daha çok ilgilendirir. Ama fiziksel yapi da önemlidir. Soyut olani hissedebilmenin yolu somut yapidan geçer sonuçta.

 Bu Yaziya Dair:

 Ben artik yazmak istemiyorum ya! Yaninda olmayi ve yanimda olmani istiyorum. Konusmak ve duymak istiyorum. Hissetmek ve hissedebilmek istiyorum. Baska seylerde istiyorum ama bos ver kizarsin simdi.

Yahu bir düsünsene sen varsin, ben varim, yola çikmis gelmekte olan neseli günler var.

Ne duruyorsun?

Muck!(Bir kez daha öpüldünüz)



Diğer arşivleri için tıklayınız

gri.gif (47 bytes)

Sektörel İletişim

Hukuki Mevzuat

Bağlantılar

Haber Listesi
Haber Listesine Üye Olarak Sitemizle İlgili Gelişmelerden Haberdar Olabilirsiniz!
E-Mail Adresiniz:
Adınız:
Soyadınız:

Ekle Çıkart
e-mail: webmaster@geocad.com.tr